Bir öğrenci Arapça metinde ذٰلِكَ خَيْرٌ لَكُمْ cümlesine geliyor ve خَيْر kelimesinde duruyor. Kelime ona son derece tanıdık: Türkçede “hayır” diyoruz. Fakat Türkçedeki “hayır”ın iki ayrı kaynağı ve anlamı var; Arapçadaki خَيْر burada “iyilik, hayır; daha iyi” anlam alanında. Cümle de kabaca “Bu sizin için daha hayırlıdır/daha iyidir” diyor.

Bu küçük örnek, kelime öğrenirken pek konuşmadığımız bir meseleyi açığa çıkarıyor. Bir kelimeyi daha önce görmek, ona benzeyen bir Türkçe kelimeyi bilmek veya kelime kartında doğru karşılığı işaretlemek, o kelimeyi gerçekten bildiğimiz anlamına gelmeyebilir.

Arapça öğrenen Türkler için bu ayrım ayrıca önemlidir; çünkü Türkçede çok sayıda Arapça kökenli kelime bulunur. Bu ortaklık başlangıçta ciddi bir kolaylık sağlar, fakat zaman zaman yanıltıcı bir güven de üretir.

Türkçedeki tanıdıklık bazen fazla güven veriyor

Arapçadan Türkçeye geçen kelimelerin bir bölümü yüzyıllar içinde anlam daralmasına, genişlemesine veya kaymasına uğradı. Dolayısıyla biçimce tanıdık bir kelimeyi gördüğümüzde “bunu biliyorum” deyip sözlüğe bakmadan geçmek her zaman güvenli değil.

Arapça ve Türkçe arasındaki kısmî yalancı eşdeğerleri inceleyen bir çalışma da ortak görünen kelimelerde anlam örtüşmesinin her zaman tam olmadığını gösteriyor. Öğrenci açısından güçlük tam burada başlıyor: Kelime tamamen yabancı olsaydı sözlüğe bakacaktı; tanıdık geldiği için bakmıyor.

Bu nedenle Türkçedeki Arapça kökenli söz varlığını bir “hazır kelime hazinesi” gibi görmek yerine, güçlü fakat kontrol edilmesi gereken bir önbilgi olarak düşünmek daha isabetli. Tanıdıklık çoğu zaman işinizi kolaylaştırır; bazen de sizi yanlış anlama götürür.

Bir kelimeyi bilmek tek bir beceri değil

“Bu kelimeyi biliyorum” dediğimizde aslında birkaç farklı şeyi aynı cümlede topluyoruz.

İlki tanıma. Arapça kelimeyi gördüğünüzde anlamını hatırlıyorsunuz. Kelime kartlarının en kolay ölçtüğü beceri budur; çünkü kelimenin kendisi önünüzde ve zihninize güçlü bir ipucu veriyor.

İkincisi üretim. Türkçe anlamı düşündüğünüzde veya konuşmanın ortasında o kavrama ihtiyaç duyduğunuzda Arapça kelimeyi kendiniz çağırmanız gerekiyor. Bu daha zor bir iştir. Önünüzde size cevabı hatırlatacak Arapça biçim yoktur. Geri çağırma pratiği üzerine yapılan çalışmalar, bilginin zihinden aktif biçimde çağrılmasının onu yalnızca tekrar görmekten farklı bir öğrenme faaliyeti olduğunu uzun zamandır gösteriyor.

Üçüncüsü kullanım bilgisi. Kelimenin hangi yapılarla, hangi edatlarla ve hangi kelimelerle doğal biçimde yan yana geldiğini biliyorsunuz. قَرَار kelimesinin “karar” anlamına geldiğini bilmek başka, اِتَّخَذَ قَرَارًا kalıbını tanımak ve gerektiğinde kullanmak başka bir şeydir.

Bu üç katman her zaman birlikte gelişmez. Binlerce kelimeyi metinde tanıyan bir öğrenci, konuşurken çok daha sınırlı bir söz varlığı kullanabilir. Bu olağandışı bir durum değil; alıcı söz varlığı ile üretici söz varlığı arasındaki farkın doğal sonucudur.

Arapçada eşdizim bilgisinin bu üçüncü katmandaki rolünü ayrıca ele aldığımız yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

Aynı mesele gramerde de karşımıza çıkıyor

Kelime bilgisindeki tanıma-üretim ayrımının benzeri gramerde de var. Bir öğrenci mef‘ûlün ne olduğunu açıklayabilir, bir cümlede mef‘ûlü bulabilir; fakat konuşurken uygun yapıyı düşünmeden kullanmakta zorlanabilir. Burada eksik olan çoğu zaman bilgi değil, bilginin işlemsel hâle gelmesidir.

Robert DeKeyser’in beceri edinimi üzerine çalışmalarında da açık bilgi ile otomatikleşmiş kullanım arasında aşamalı bir ilişki ele alınır. Bir kuralı anlamak başlangıçtır; onu tekrar tekrar kullanmak, giderek daha az zihinsel çabayla uygulayabilmenin yolunu açar.

Arapça öğretiminde öğrenci bazen bu iki düzeyi birbirine karıştırıyor. Sarf tablosunu ezbere çekebilmek veya i‘rab kuralını açıklayabilmek, gerçek zamanlı konuşmada aynı yapının otomatikleştiğini göstermiyor. Konuşma sırasında her kelimenin son harekesini tek tek hesaplamaya çalışmak da bu nedenle akıcılığı ciddi biçimde yavaşlatabiliyor.

Bu gözlem yalnızca modern dil öğretimine ait değil. İbn Haldun, Mukaddime’de dili bir مَلَكَة, yani kullanım ve tekrar yoluyla kazanılan bir meleke olarak ele alır. Dil hakkında bilgi sahibi olmakla dili kullanma kudreti arasındaki ayrımı yüzyıllar önce açık biçimde görmüştür.

Kelime çalışmasını nasıl değiştirebiliriz?

Kelime kartlarını bırakmanız gerekmiyor; fakat kartların yönünü zaman zaman ters çevirmek iyi bir başlangıçtır. Arapça kelimeyi görüp Türkçe karşılığını söylemek yerine, Türkçe anlamı veya bir görseli görüp Arapçasını hatırlamaya çalışın. Özellikle konuşma ve yazma hedefiniz varsa, çalışma biçiminizin en az bir kısmı üretim yönünde olmalı.

İkinci değişiklik, kelimeyi tek başına kaydetmemek olabilir. قَرَار kelimesini listenize eklediyseniz yanına قَرَار صَائِب veya اِتَّخَذَ قَرَارًا gibi gerçek kullanımlardan birini de koyun. Bağlam Sözlük’te arama sonuçlarında yer alan eşdizim ve örnek cümle bölümleri bu amaçla kullanılabilir.

Okuma çalışmasında da her cümleyi ilk anda tam i‘rab tahliline çevirmemek faydalıdır. Önce metni anlamak için okuyun. Ardından gerçekten öğretici bulduğunuz birkaç cümleye dönüp yapıyı ayrıntılı inceleyin. Böylece gramer, okumanın önüne geçen bir engel değil, metni daha iyi anlamanızı sağlayan bir araç hâline gelir.

Kendinizi sınamak için küçük bir ölçüt

Bir kelimeyi ne kadar bildiğinizi anlamanın basit bir yolu var. Kelimeyi görünce Türkçesini söylemekle yetinmeyin. Kelimeyi kapatın ve şu üç soruya cevap vermeye çalışın: Arapçasını kendim üretebiliyor muyum? Bununla doğal bir kısa cümle kurabiliyor muyum? Yanına sık gelen bir kelimeyi veya aldığı edatı hatırlıyor muyum?

Üçüne birden rahat cevap verebiliyorsanız kelime artık yalnızca tanıdık değildir; kullanılabilir hâle gelmeye başlamıştır. Cevap veremiyorsanız da bu bir başarısızlık değil, çalışmanız gereken şeyin nerede olduğunu gösteren oldukça faydalı bir teşhistir.

Arapça öğrenmeye başlamak ister misiniz?

Bağlam Arapça Sözlük ile eşdizimler, Yapay Zeka metinleri ve PDF çalışma kağıtlarıyla daha düzenli çalışın.

App Store'dan indirGoogle Play'den indir